2. Büyük Dümen

PERDE AÇILIR

2. BÜYÜK DÜMEN

(Rıhtımda sabah, on suları. Sağda, bir duvar ve kapıyla belirlenmiş bir kahve. Üstünde "Guillaume'un Kahvesi” yazılıdır. Kahvenin önünde üç masa vardır. Solda küçük bir otel. O da kahve gibi, bir duvar ve kapıyla belirlenmiştir. Üstünde “Otel” yazılıdır. Geri planda Özel Banka. Ruhlar tarafından açılıyormuşçasına, kendiliğinden açılıp kapanan modern bir kapısı vardır. Ama cephesi eski ve yıpranmıştır. Bununla birlikte, sevimli ve sıcak görünüşlüdür. Bir taşra kentinin eski mahallelerinde rastlanabilecek türden bir yapıdır bu. Kişiler: HEİNİ, işsiz aç ve umutsuz, sırtını otele dayamıştır. Garson GUİLLAUME masaların üstünü silmektedir. Soldan, PAULİ, elinde bir valizle girer. Derli toplu bir giyinişi vardır. Kahveyi görüverir. Görmez olaydı)

PAULİ — Garson, bir bira, bir de boş sandviç, lütfen.
(Ortadaki masaya oturur. Garson istenenleri getirir, gider. PAULİ birasından bir yudum alır, sandviçini ısırır. Bir parça koparıp martılara atar. HEİNİ ıslık çalar.

PAULİ dönüp bakar.)

HEİNİ — Ben Düsseldorf'luyum. Siz nerelisiniz?

PAULİ — (Sevinerek) Ben de Amseldingen'li.

HEİNİ — (Yaklaşır) Desene aynı yöredeniz. (Gelip masasına oturur). Ben, Zurmühl'lerin Heini'yim. Belediye kâtibinin oğlu. Hani şu Mercedes'i olan var ya.

PAULİ — Ben de Neukomm'ların Pauli'si. Peder çilingirdir. Kilisenin yanındaki kırmızı çatılı ev var ya, orada oturan. (Martılara yem atar).

HEİNİ — Acıkmış zavallıcıklar.

PAULİ — Sen de açsın galiba. (Boş sandviçi Heini'ye uzatır).

HEİNİ — İşlerim kötü gitti. (Boş sandviçi yer). Ben kadın terzisiyim…

PAULİ — Ben de çilingirim.

HEİNİ — Ne o, sen de mi işinden atıldın, yoksa?

PAULİ — Yok canım, ben kendim ayrıldım. Kapıyı suratlarına çarpıp çıktım. Benim mesleğim iğrenç bir şey.

HEİNİ — Hepsi boş. En iyisi kafayı çalıştırmak, şu yer yüzünde iş çıkacak kurumları bir güzel incelemek. Bak, ben haftalardır şu özel bankayı kolluyorum. Çevresinde dönenip duruyorum.. Memurlarını, müşterilerini bir bir belliyorum. Şu kesin sonuca vardım: korkunç zengin bir kurum burası, arkadaş. Şu anda içeri girmekte olan kim, biliyor musun? (Bir müşteri içeri girer)

PAULİ — Ben ne bileyim!

HEİNİ — İpek kralı Meier. Beş milyonluk adam. (Bankadan bir kadın müşteri çıkar) Bu da Graeulich. Tomruk kraliçesi. On milyonluk. (Bir müşteri bankaya girer) Bu da Schlumpf. Belsendorf'daki makine fabrikasının sahibi. Yirmi milyonluk.

PAULİ — Vay anasını!

HEÍNİ — Laf değil, oğlum, gerçek. (PAULİ birasını bitirir)

PAULİ — Yirmi milyon, ha! Bu parayla kim bilir kaç bardak bira alınır!

HEİNİ — Bak, gördün ya, hemen akıllanmaya başladın. Al, bu benim son sigaram. Yarısı da sana. (Sigarayı ortadan bölüp yarısını ona verir) Yanlış meslek seçmişiz biz. Kadın terziliğiyle, çilingirlikle zengin olmaz adam. Olsa olsa açlıktan ölmez. O da ömür boyu çalışırsa. Ama düşün, bir de bankada memur olmuşuz! (Arkadaşının sigarasını yakar) Planlaması benden, uygulaması senden. Bak oğlum, sen çilingirsin. Benim kafamda bir plan var. İkimiz bir bankaya memur girmişiz. Hemen bir ikinci anahtar ayarlıyorsun. Fırsat kollayıp tam denk düşürüyoruz. Uygun bir zamanda kasayı açıyoruz. Ondan sonra eyvallah, işimiz iş.

PAULİ — Nerede o şans!

HEİNİ — Nerdesi merdesi yok. Şansı da, kaderi de bize yardım etmek zorunda. Hem karnımız aç, hem paramız yok. Oysa, şu içerdekilerin karınları tok, sırtları pek. Üstelik cepleri para dolu. Onun için, Tanrı adaleti adına duruma el koymaya hakkımız var. (Özel bankanın kapısı açılır. BEŞİNCİ FRANK boy gösterir. Altmışında, kıranta, ense kulak yerinde, sinek kaydı tıraşlı, gözünde çerçevesiz gözlük, iki dirhem bir çekirdek giyinmiştir)

BEŞİNCİ FRANK — Merhaba delikanlılar. Sizi rahatsız ettim: Bağışlayın. Ben, Beşinci Frank. Şu saygıdeğer bankanın genel müdürüyüm. "İnsanlık Dostu Frank derler bana. (HEINİ ile PAULİ, şaşkın, ayağa kalkarlar, saygıyla önünde eğilirler. GUİLLAUME kapıda görünür) Guillaume, şu delikanlılara sandviç ve viski, bana da bir maden suyu ver. (Oturur)

GUILLAUME — Başüstüne, müdür bey. Her zamanki gibi. (İstenenleri getirir) .

BEŞİNCİ FRANK — Ya, işte böyle, delikanlılar. Yaşadığım kadar yaşadım ben artık. Ardımda bütün bir ömür. Kırk yıllık bankacılık hayatı. Önümde ölüm ve sonsuzluk. Üçüncü kalp krizinden güç bela kurtuldum. Dördüncüsünün de belirtileri başladı. Aman, ne olacak. Aldırma. Ülkücü adamım ben. Manevi değerlere önem veririm. Hay allah, bir ayağı çukurda bir adam görmediniz mi hiç? (HEİNİ ile PAULİ yerler) Bakın, delikanlılar, çok kısa konuşacağım. Bir adamın yakasına ölüm yapışmışsa, o adam artık uzun laf etmekten hoşlanmaz. Çalışma odamın penceresinden bakıyordum. Sizi gördüm. Baktım, dünyadan habersiz, köyünüzden çıkmış, kendinizi başkentte bulmuşsunuz. Kocaman bakanlık binaları, daireler, görkemli yapılar, ticaret kurumları karşısında apışıp kalmışsınız. Gençleri iyi bilirim ben. İçlerinde kötülük yoktur, ama yaşamlarını düzene koymayı bilmezler. İradeleri vardır, ama bunu belli bir amaca yöneltemezler. İşte bu yüzden onlara babalık etmek, kendilerini şefkatle yöneltmek, doğru yola sokmak gerekiyor. Bakın, delikanlılar, yardımcılara ihtiyacımız var bizim. Şu dürüst, saygıdeğer kurumumuz için ülkücü gençler arıyoruz. Yaşadığımız çağda; Allah için söylemeli, yeteneği olan, başarının doruğuna yükselebiliyor. Sizi hemen işe alıyorum. Ticaret hayatı sizi pişirip tam adam edecek. Borsalarda yoğrulacaksınız. Kasalarda çelikleşeceksiniz. Sermaye içinde en güzel eğitimi göreceksiniz. Şaşacaksınız, delikanlılar, şaşacaksınız. Aklınız almayacak. (Ayağa kalkar) Hemen Personel Şefine gidin. Durumu biliyor. Ayda sekiz yüzünüz var. (Elini yüreğine bastırır) Korkmayın, benim şu yaşlı müdür kalbim, nasıl olsa çalışma odamdaki koltuğuma dek götürür beni. Hesabı bana yaz, Guillaume. Elveda, dostlarım, sizlerden ayrılıyorum artık. Ölmeye gidiyorum. (Sendeler, dengesini bulur, bankanın kapısı açılır. BEŞİNCİ FRANK bir an durur. Kapı kapanır. HEİNİ VE PAULI, BEŞİNCİ FRANK'ın ardından bakakalırlar.)

HEİNİ — Vay anasını be! Büyük dümen başlıyor.

PAULİ — (Düşünceli) Tanrı adaleti nasıl da gösterdi kendini!

HEİNİ — Bak arkadaş, bu kez tam konduk. Turnayı gözünden vurduk. (Özel Bankanın önüne büyük, kara bir tül iner. Yalnız kapı açıkta kalır)

PAULÍ – Heini! (İkisi birden yerlerinden fırlarlar. PAULİ'nin valizi elindedir.) Herif gerçekten gitti be!

HEİNİ – Haydi, iş başına! Mesai başladı! (Bankaya doğru gider; PAULİ de arkasından).

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License