13. Dört Yön

13. DÖRT YÖN

(Özel Frank Bankasının Bodrumu. Geri planda, ortada büyük bir kasa. Sağda ve solda asansör kapıları. Asansörün ışığı yukarı çıkış ve aşağı inişlerde görülür. BEŞİNCİ FRANK kasayı kitler, EGLI, elinde, evrak çantasıyla soldaki asansörün önünde beklemektedir; parmağı asansör düğmesindedir. SCHMALZ ve PAULI, ellerinde evrak çantaları, sağdaki, asansörün önünde beklemektedirler).

EGLİ — İyi geceler, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — İyi geceler. (EGLI soldaki asansörle yukarı çıkar).

SCHMALZ — İyi geceler, sayın müdür.

PAULİ — Yarına, sayın müdür.

(SCHMALZ ve PAULI, sağdaki asansörle yukarı çıkarlar. FRANK yalnız kalır; kasanın anahtarını yelek cebine koyar).

BEŞİNCİ FRANK —
Artık işin sonu geldi
Memurlarım bırakıyorlar beni
Benden tiksinen, artık korktuğum memurlar
Geri verdiler; bende bütün biriktirdikleri paralar
Şimdiye dek kazandıkları işte bu kasada
İyi adamlarına kötü davrandı banka
Adını vermeyen bir hergele
Şantaj yaptı birdenbire
Ortada göstermiyor adam kendini
Bense herkeste görüyorum bu kişiyi
Bütün umut artık onda
Evet, yeni gelecek orospuda
Gelmesi bizim için zorunlu
Ottilie bugün görecek onu
Saat tam sekizde Guillaume’un kahvesinde
Tanrı bizimle birlik olsun
Şu kara bahtımız dönsün
Evet, dönsün şu taze kanla
Hayır, kendim için değil bu dua
Çocuklarım Fransiska ve Herbert için
İstiyorum ki onlar sıkıntı ne bilmesin.
Yaşasınlar rahatça sağlıklı ve mutlu
Duymadan benim gibi para kazanma zorunluluğu.

(Soldaki asansöre gider, düğmeye basar).

Bir şeyler yapmalıyım yargı günü gelip çattı
Geri verildi gerçi kasanın yedek anahtarları
Hiç birisine güvenemiyorum ama güvenemiyor kimse kimseye
Kurtlar arasında mutluluk olmaz; her gece bin bir hileye gebe
Donatmalıyım ona göre kendimi ben de
Silahsız yakalasalar şu bodrumda, yollarlar canımı cehenneme
(Işığı söndürür. Sahne kararır. Soldaki asansörle yukarı çıkar. Sağdaki asansör aşağı iner. SCHMALZ, elinde bir siyah bavul ve bir el feneriyle asansörden çıkar. Feneri kasaya tutar. Bavulu yere koyar. Kasayı açar; içinden şişkin bir zarf çıkarır, yan cebine koyar. Kasayı kapatır. Bu sırada soldaki asansör aşağıya iner. SCHMALZ fenerini söndürür, bavulun arkasına saklanır. Soldaki asansörden EGLI çıkar. Onun da elinde kocaman bir bavul vardır. Elindeki el fenerini kasaya tutar. Dolayısıyla SCHMALZ’ı da aydınlatır.)

SCHMALZ — Bay Egli!

EGLİ — (Bavulun arkasına saklanır. Elindeki feneri SCHMALZ'a doğru tutar) Bay Schmalz!

SCHMALZ — Aman ne iyi! Bravo doğrusu! Gecenin bu saatinde kasayı kontrole inmeniz…

EGLİ — Seni burada bulacağımı biliyordum, bay Schmalz!

SCHMALZ — (Elindeki feneri masaya tutar) Düşün bir; varımız yoğumuz şu kasanın içinde.

SCHMALZ — (O da kendi fenerini Kasaya doğru tutar) Üstelik, bütün yedek anahtarlarımızı da teslim ettik. (Ellerindeki fenerleri birbirlerine doğru tutarlar) Burada mı kalacaksınız, bay Egli?

EGLİ — Evet, tıpkı senin gibi.

SCHMALZ — Bütün gece mi?

EGLİ — Evet, bütün gece.

(Sağdaki asansör aşağı iner. EGLİ ve SCHMALZ etlerindeki fenerleri söndürürler. SCHMALZ, EGLİ'nin yanına koşar, Bavulların arkasına sinerler. PAULI, sağdaki asansörden çıkar; elinde bir siyah bavul vardır. Elindeki feneri Kasaya tutar. EGLI ve SCHMALZ, ellerindeki fenerlerle PAULi'yi ayanlatırlar. PAULI hemen bavulun arkasına siner.)

EGLI — Saklanma, saklanma, Pauli. Hiç utanma, çık.

PAULI — (Şaşmış) Demek siz, ha? Burada, bodrumda?

SCHMALZ — Evet biz, burada bodrumda.

EGLİ — Ne o? Kasayı kıracağımızı mı sandın?

PAULİ — Ayip ettiniz, bay Egli.

(SCHMALZ bavulunu açar, EGLI ve PAULİ de).

SCHMALZ — Ben bir makineli tabanca getirdim.

EGLI — Ben de.

PAULİ — Ben de. Ama daha küçüğünü.

SCHMALZ — Çilingirlik mesleğinde yeni ilerlemeler var mı senin?

PAULİ — Ne o? İkinci bir anahtar yaptığımı mi sanıyorsunuz? Sizi gidi domuzlar, sizi!

EGLİ — Neden olmasın? Olur a.

PAULİ — Ben bankada çalışmaya başlayalı ne kadarcık oldu ki! Asıl sizin, bol bol anahtar yaptırmaya vaktiniz olmuştur.

SCHMALZ — Biz çilingir değiliz ki!

( Soldaki asansör aşağı iner. Her üçü de el fenerlerini söndürür ve sinerler. Soldaki asansörden BEŞİNCİ FRANK çıkar. Boynunda bir makinalı tabanca asılıdır. Elinde kocaman, siyah bir bavul vardır. Işığı yakar. İçerisi aydınlandığında, BEŞİNCİ FRANK, her üçüne arkası dönmüş durumdadır.)

EGLİ — İyi akşamlar, sayın müdür.

(BEŞİNCİ FRANK birden döner)

PAULİ — İyi akşamlar, sayın müdür.

SCHMALZ — İyi akşamlar, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — İyi akşamlar. (o da bavulunun arkasina siner. Dördü de, birbirlerine karşı siperlerine çekilmiş, her an ateş etmeye hazır durumdadır. Tehlike, korku ve güvensizlik duygusu bu cadı kazanında baskındır.) Demek sizde de makinalı tabanca var.

EGLİ — Tabii, sayın müdür.

PAULİ — Tabii, sayin müdür.

SCHMALZ — Tabii, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Evlerinize gitmediniz demek.

EGLI — Hayır. Geceyi burada geçireceğiz, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Belli, yukarda in cin yoktu.

PAULI — Tehlike insanları bir araya getiriyor.

(EGLİ, SCHMALZ ve PAULI bavullarını açar, yiyecek bir şeyler çıkarırlar.)

SCHMALZ — Biraz peynir ekmek ister misiniz, sayın müdür? Ya da birazcık köylü jambonu?

EGLİ — Sardalya? Salam? Sığır konservesi?

PAULİ — Francala?

BEŞİNCİ FRANK — Esaslı yiyecek stoku yapmışsınız, desenize!

SCHMALZ — En aşağı üç günlük.

EGLİ — Dört günlük.

PAULİ — Beş.

BEŞİNCİ FRANK — (Bir boş sandviçle bir termos çıkarır.) Benimki de bir haftalık.

SCHMALZ — Paralarımız bu kasada olduğu sürece, sayın müdür, kimse bize bir adım dışarı attıramaz.

BEŞİNCİ FRANK — Bana da! (Bavulundan ikinci bir makineli tabanca çıkarır) Bu da size ikinci makineli tabanca!
(Ötekiler de bavullarından birer makineli tabanca daha çıkarırlar.)

EGLİ — Ne olmuş yani? Bu da benden!

PAULİ — Bu da benden!

SCHMALZ — Bu da benden!

BEŞİNCİ FRANK — Yiyelim mi?

EGLİ — Yiyelim.

SCHMALZ — Oturalım mı?

BEŞİNCİ FRANK — Oturalım.

(Yemeye başlarlar.)

EGLİ — Sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Söyle Egli.

EGLİ — Şu şantajcı ne zaman gelecek? Merak ediyorum.

PAULİ — Bakalım gelecek mi? (Ayağa kalkar).

SCHMALZ — Hem, bakalım böyle bir şantajcı var mı?

BEŞİNCİ FRANK — Ne demek istiyorsun, Schmalz?

SCHMALZ – Hiiç.

(PAULİ kasaya yaklaşır. Ötekiler ayağa fırlarlar ve silahlarını ona doğrulturlar.)

EGLİ — Ne arıyorsun o kasanın yanında öyle?

PAULİ — Hiiç. Biraz hareket edeyim dedim.

(Dizlerinin üstünde yaylanma hareketleri yapar.)

BEŞİNCİ FRANK — Hadi, oturalım.

(Otururlar.)

BEŞİNCİ FRANK — Siz benim, Goethe ve Mörike okumaktan başka bir işe yaramayacağımı sanıyorsunuz. değil mi?

SCHMALZ — Rica ederim, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Kesin olarak biliyorum; her birinizin en aşağı birer yedek kasa anahtarı var.

PAULİ — Rica ederim, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Hemen şunu da söyleyeceğim ki, şantajcı üçünüzden biridir.

EGLİ — Rica ederim, sayın müdür.

BEŞİNCİ FRANK — Bavulumda bir el bombası var! (Bavuluna okşarcasına vurur.)

SCHMALZ — Benim de. (O da aynı şeyi yapar)

PAULI — Benim de. (Aynı şeyi yapar)

EGLİ — Benim de. Hem de son model.

(Cebinden bir el bombası çıkarır. Ötekiler ürkerek sinerler, makinalı tabancaları EGLİ'ye doğrulturlar. EGLI fırlar; elinde el bombası vardır. Susuş.)

EGLI — (Havayı yumuşatmak için.) Yemeğe devam edelim mi?

SCHMALZ — Bilmem

PAULİ — Biraz tehlikeli olmaz mi?

BEŞİNCİ FRANK — Bende iştah mi kaldı!

(Makinalı tabancalar hala EGLİ'ye çevrilidir. EGLİ yeni bir öneride bulunur.)

EGLİ — İsterseniz başka bir şey yapalım, vakit geçirmek için.

SCHMALZ — (Duraksayarak) Bankanın işleri tıkırında gittiği günlerdeki gibi.

PAULİ — Şu namussuz şantajcı ortaya çıkmadan önceki günler gibi.

BEŞİNCİ FRANK — Birbirimize güvenimizi yitirmediğimiz günlerdeki gibi.

(EGLI el bombasın cebine koyar. Ötekiler de makinalı tabancalarını indirirler.)

EGLİ – İş arası dinlenirken yaptığımız gibi, birbirimize masallar anlatalım. (Oturur.)

SCHMALZ — Dürüst kişilerin masallarını (Oturur.)

PAULİ — Namuslu kişilerin masallarını. (Oturur.)

BEŞİNCİ FRANK — İyi yürekli kişilerin masallarını,

(Oturmak ister; yanlışlıkla ters bir hareket yapar. Otelciler ayağa fırlariar. Gene silahlarını birbirierine doğrulturlar. Sonra gene dördü de yerlerine otururlar.)

SCHMALZ — Hiç olmazsa korkumuz biraz daha azalır.

("Dört Yön” türküsünü söylemeye başlarlar, Türkü söylerken, ara ara makinełi tabancalarını birbirlerine doğrulturlar; ara ara indirirler; ara ara sallarlar, ara, ara tetiklerle oynarlar; ara ara da el ele tutuşup dans ederler.)

BEŞİNCİ FRANK —
Bir zamanlar Kuzey'de bir fabrikatör yaşardı
Kuzey fecrinde, iş yapardı balık yağı üzerine
Çok dindardı, bütün dilencileri saygıyla karşılardı
Yardım ederdi ülkenin sayrı ve öksüzlerine.

ÖTEKİLER
Ne güzel masal, Ne tatlı masal.

BEŞİNCİ FRANK —
Ne güzel masal, Ne tatlı masal.

HEPSİ BİRLİKTE
Grönland'da, Kuzeyde.

BEŞİNCİ FRANK —
Tahvillerin düşünce değeri
Bütün malını mülkünü verdi.
Kurtuldu, günahları sona erdi.

ÖTEKİLER —
Günahları sona erdi, kurtuldu.

BEŞİNCİ FRANK —
Davos'da hastabakıcı oldu.

HEPSİ BİRLİKTE —
Dürüstlük, doğruluk
Yaşam boyu bunun düşünü kurduk
Ama boşuna bekleyip durduk.

PAULİ —
Bir zamanlar Güney'de sofu bir zenci yaşıyordu
Hindistan cevizi ve pirinçle hem kendisini
Hem haremini güzel güzel besliyordu
Beyazlar gelinceye dek, ellerinde viski

ÖTEKİLER —
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

PAULI —
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

HEPSİ BİRLİKTE —
Kongo'da, Güneyde.

PAULİ —
Çocuklar öldürülüp, amin, kadınlar kirletilince
O yalnızca konuştu ve yöneldi erince
İyi yürekli, bilge.

ÖTEKİLER —
İyi yürekli, bilge.

PAULİ —
Zenciydi, ama Tanrı denebilirdi kendisine.

HEPSİ BİRLİKTE —
Dürüstlük, doğruluk
Yaşam boyu bunun düşünü kurduk
Ama boşuna bekleyip durduk,

EGLİ —
Bir zamanlar Doğu'da bir köylü yaşardı
Avuç içi kadar bir toprağı vardı
Epey uzakta ve küçücüktü ambar
Kulübesi çevresinde dönenirdi kurtlar

ÖTEKİLER —
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

EGLİ —
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

HEPSİ BİRLİKTE —
Doğu'da, Krakau'da.

EGLİ —
Köylünün karısı bir gün hasta oldu
Adam ne masraftan çekindi, ne zahmetten korktu
Ölü yemeğine çağırdı bütün kolhozu.

ÖTEKİLER —
Ölü yemeğine çağırdı

EGLİ —
Bütün kolhozu.

(EGLİ, SCHMALZ’ın cebindeki zarfı görür. çekip alır; SCHMALZ farkına varmaz.)

HEPSİ BİRLİKTE —
Dürüstlük, doğruluk
Yaşam boyu bunun düşünü kurduk
Ama boşuna bekleyip durduk.

SCHMALZ —
Bir zamanlar Batı'da bir papaz vardı
Yüreği yumuşaktı, ama parası yoktu
Ah, bunlar ne tatlı masallardı
Yoksul çevrelere gitti, dışarlarda uyudu

ÖTEKİLER -
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

SCHMALZ —
Ne güzel masal, ne tatlı masal.

HEPSİ BİRLİKTE —
Batı'da Sing-Sing'deydi

SCHMALZ —
Bir gangster öldürülmek istendi
Ama bizim çıkanımız düşünülmedi
Birden şimşek gibi

ÖTEKİLER —
Birden şimşek gibi

SCHMALZ —
Papaz gangsterin yerine geçti.
(EGLİ makineli tabancasının namlusunu SCHMALZ’ın arkasına dayar. SCHMALZ ellerini yukarı kaldırır ve EGLI tarafından sağ geriden dışarı çıkarılır.)

ÖTEKİLER —
Dürüstlük, doğruluk
Yaşam boyu bunun düşünü kurduk
Ama boşuna bekleyip durduk.

(Sağ geriden makinalı tabanca sesi duyulur.)

BEŞİNCİ FRANK — Zavallı Schmalz! İyi yürelli Schmalz!

(EGLİ geri döner ve BEŞİNCİ FRANK’a, şişkin zarfla bir anahtar teslim eder.)

EGLI — Buyurun, paraları ve anahtarı.

(Öteki üç kişi birbirlerine kuşkulu kuşkulu bakarlar ve bavullarının üstüne otururlar.)

PAULİ — Kala kala üç kişi kaldık.

EGLİ — Şantajcı geldiğinde belki de daha az kalacağız.

BEŞİNCİ FRANK — Banka personelim artık gözle görülür şekilde azalıyor.

PAULİ — Yine karnım acıktı. (Francalasını yemeye başlar.)

BEŞİNCİ FRANK — Saat sekiz.

PAULİ — Şu anda karınız yeni çalışma arkadaşımızla buluşmaktadır.

BEŞİNCİ FRANK — Bir dönüm noktası olacak bu bizim için.

EGLİ — Asansör iniyor.

BEŞİNCİ FRANK — Gizlenin.

(Sağdaki asansör iner. EGLİ, soldan BEŞİNCİ FRANK’la birlikte çıkar. Öteki ikisi, BEŞİNCİ FRANK'n bavulu arkasına sinerler. Makinalı tabancalarının emniyeti açıktır. Bundan sonraki sahne klasik ve manzum olduğu için, çok hızlı bir tempoyla oynanmalıdır. Sağ asansörden HERBERT çıkar.)

HERBERT —
Merhaba sarsak baylarım
Şantajcı ben, hepinizi selamlarım

BEŞİNCİ FRANK — Oğlum!
(Ürküntü içinde, EGLİ'nin elindeki makineli tabancayı indirtir.)

EGLİ — Hay Allah kahretsin!

PAULİ — Eller yukarı!

(PAULI, elindeki makinalı tabancayı onlara doğrultur. BEŞİNCİ FRANK ve EGLI ellerini yukarı kaldırırlar.)

BEŞİNCİ FRANK - Oğlum!

PAULİ — Dikilin bakalım şöyle! Alnı açık dostlar! Haydi çabuk olun!

(BEŞİNCİ FRANK ve EGLI ayağa kalkarlar.)

HERBERT – Bırakın silahları!

PAULİ — Bırakın, yoksa vururum!

(BEŞİNCİ FRANK ve EGLİ, ellerindeki silahları bavulun üstüne bırakırlar.)

HERBERT — Yaklaşın biraz öne gelin bakalım, şöyle.

EGLİ — İhanet!

PAULI —
Hareketime şaştınız demek, hayret!
Ben sizin okulunuzda yetiştim
Şimdi de yeni patronun hizmetine girdim,

(BEŞİNCİ FRANK ve EGLI, HERBERT'in önüne gelirler.)

ALTINCI FRANK (HERBERT) — Eller aşağı!

EGLI — Bin teşekkür, sayın şef.

BEŞİNCİ FRANK — Oğlum!

HERBERT — Buyur baba.

BEŞİNCİ FRANK — Anlayamıyorum. Aklım duracak.

HERBERT —
Yüzüme öyle dik dik bakma korkuyla
İhanet ettin sen atalarının bankasına.
Tuttuğun günlüklerden çıkardım bunu
Ne ettiyse edebiyat merakın etti sana
Aç kasayi, görelim içinde ne olduğunu,

BEŞİNCİ FRANK — Başüstüne, oğlum. (Gidip kasayı açar).

HERBERT —
Ver bakalım, şöyle
Bankanın kazandığını o binbir güçlükle.

BEŞINCI FRANK — Buyur, oğlum. (Kasadan bir çekmece çıkarır, HERBERT”in ayaklarının dibine koyar). Al, bütün kazancımızı şimdi sana veriyorum.

HERBERT — Schmalz'ın payını da.

BEŞİNCİ FRANK — Onu da mı?

HERBERT — Evet, onu da.
(BEŞİNCİ FRANK, cebinden şişkin, zarfı çıkarıp, HERBERT'e verir.)
Anahtarları da.

BEŞİNCİ FRANK — Onlar da mı?

HERBERT — Evet, onları da.

BEŞİNCİ FRANK — (Kasanın anahtarlarını HERBERT'e verir.) Al bakalım!

HERBERT — Hadi, baba, şimdi de gir bakalım gömütüne. (Kasayı gösterir).

BEŞİNCİ FRANK — Yani, demek istiyorsun ki…

HERBERT — Evet, demek istiyorum ki…

BEŞİNCİ FRANK — Yani, ben…

HERBERT — Evet, sen…

BEŞİNCİ FRANK —
Hayır, hayır, olamaz.
Gerçek isteğinin bu olduğuna inanamam
Ben yangına dayanıklı bu duvarlar arasında
Altın gibi saklanamam, bu acıyla kalamam
Eremez bu biçimde benim yaşamım sona

HERBERT —
Olması gereken şey olmalıdır, baba.

(BEŞİNCİ FRANK, umutsuzluk içinde, SCHMALZ’ın bavulunun üstüne oturur. HERBERT onun yanına oturur.)

HERBERT – Çok üzgünüm baba. Şunu bil ki, senin suçun bankayı benden kaçırman değil. Hayır, suçun bu değil. Konstanz gölü kıyısında, ailecek geçirdiğimiz o mutlu günleri hiç unutamam. Senin suçun, atalarımızdan kalan bu bankayı, başka türlü yönetecek yerde, tasfiye etmeye kalkmandır. Bu gangster bankamız, saygıdeğer bir bankadır. Ancak, kullandığı yöntemler verimli olduğu sürece bir anlam taşır. Verim azalmıştı, yöntemlerin değiştirilmesi gerekirdi. İşte, sen bunu yapmadın, Baba. Güçlü bir kişiliğin yoktu çünkü. Şunu bil ki, baba, dürüstlük, kişinin iç dünyasıyla ilgili bir sorun değildir; bir örgütlenme sorunudur. Örgütün saat gibi işleyebilmesi için, eğri yollara başvurmak yetmez. Hiçbir şey dinlememek, kimsenin gözünün yaşına bakmamak gerekir. Ancak su katılmamış sahtekârlar iyi iş çevirebilirler. Sen böyle biri olsaydın; katı bir dürüstlükle, yoluna yöntemine uygun bir biçimde işleri yürütseydin, bugün hâlâ büyük bankalarla aşık atardık. Ama senin yetersizliğin yüzünden banka umutsuz bir duruma düştü. Onun için, senin artık bu bankada yerin yok, sevgili babacığım. O saçma, o aptalca gömülme numarasıyla, kendini zaten bir hiç durumuna indirdin. Ancak senin gerçekten yok olmandır ki, benim adımı temize çıkarabilir ve banka belki batmaktan kurtulabilir. (İkisi de ayağa kalkarlar).

BEŞİNCİ FRANK — (Ellerini HERBERT'in omuzlarına koyar). Haklısın, oğlum. Bunun kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu bilecek, anlayacak kadar bir iş adamıyım ben de. Gerçekten de, yetersiz, güçsüz bir şef oldum ben. Eksiklerimi çok iyi biliyordum. Ama bunları giderecek yeteneğim yoktu. Oysa sen, tam çağımızın istediği bir sahtekâr olacaksın. Alabildiğine sert, acıma bilmez, haysiyetli bir sahtekâr. Bu niteliklerle, atalarımızdan kalan bu bankayı gereğince yöneteceksin. Miras olarak, Egli ile Pauli'yi bırakıyorum sana. Onları doğru dürüst çalıştırıp, yüzyılımızın en büyük dümenlerini çevireceksin. Haydi, artık elveda! Ben şimdi içeri, atalarıma kavuşmaya gidiyorum. Onların büyük yeteneğini sende görüyorum. İçim rahat.

HERBERT — (Birazcık duygulanmış gibidir) Elveda, babacığım, elveda!

(BEŞİNCİ FRANK, kararlı adımlarla, dipteki kasaya doğru yürür. Korkusuzdur. Törensel bir biçimde, oğlunu ve geri kalan personelini selamlar; kasanın içine girer.)

HERBERT — Personel şefi! Kasayı kitle!

EGLİ — Baş üstüne, sayın Frank. (Kasayı kilitler).

ALTINCI FRANK (HERBERT) — Ver anahtarı.

EGLI — Buyurun, sayın Frank. (Anahtarı verir)

ALTINCI FRANK — Ara bakalım şunun ceplerini, Pauli.

PAULİ — Başüstüne, sayın Frank. (EGLi'nin ceplerini arar ve bulduğu başka anahtarları ALTINCI FRANK'a verir.) Dört anahtar daha varmış, sayın Frank.

ALTINCI FRANK — Egli, şimdi de sen, onun ceplerini ara.

EGLİ — Başüstüne, sayın Frank. (EGLI, PAULi'nin ceplerini arar ve bulduğu anahtarları ALTINCI FRANK'a verir). Yedi anahtar varmış, sayın Frank! (ALTINCI FRANK, sağdaki asansörün Kapısını açar.)

ALTINCI FRANK —
Borçlar hayli kabarık, krediler azaldı
Haydi, Ulusal Bankaya gidelim çekmeceyle
Şu atalardan kalma bankayı kurtarmalı.
Olmazsa ne yapalım, canı cehenneme.

(PAULİ, elindeki çekmeceyle, sağdaki asansöre biner. ALTINCI FRANK da onun ardından asansöre biner. Asansör yukarı çıkar. EGLI yalnız kalmıştır. Sol ayakkabısının içinden bir başka. anahtar çıkarır ve kasaya yaklaşır. Kasayı açmak ister, ama sonra birden durur.)

EGLİ —
Bir çevirsem baba Frank'ı şimdi kurtarırdım
Bağlılığım engel oluyor, hem daha vakit var buna
Ben kendimi güçsüzlüğe değil, güce adadım
Defterin dürüldü eski şef, haydi geçmiş ola.

(Soldaki asansörle yukarı çıkar.)

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License