11. Kadının Fendi

11. KADININ FENDİ

(Perdenin önünde EGLİ soldan sağa doğru ilerler. Orada duran OTTİLİE'yi alır ve sola doğru göturür. OTTILIE büyük bir el çantası taşımaktadır).

EGLI — Petrol planımız ne yazık ki başarı kazanamadı, hanımefendi. Çünkü o milyoner bayan, Milwaukee kentine geri döndü. Buna karşılık, takımı gençleştirmek için giriştiğim çalışmalar iyi sonuç verdi. Gerçi, Linz'deki kalpazandan hayır çıkmadı. Serseri tutmuş grafikçi olmuş; namusuyla çalışıyormuş. Augsburg'daki yankesici de bir sirkte çalışıyormuş artık. Ama çok becerikli, işinia ustası bir genç kadın buldum.

OTTILIE — Adı ne?

EGLİ — Adını ileride öğreneceğimizi söyledi. Neyse, artık rahat bir soluk alabiliriz, hanımefendi. Kent parkında asıldı bana. Kahramanlar Anıtının önündeki sırada otururken altın saatimi arakladı. Ölümsüz Işıklar lokantasında ayak üstü bir şeyler yerken para cüzdanımı vurdu. Küçük Otelde birlikte yatarken, bu becerikliliği karşısında öylesine coştum ki, kendisine bes binlik bir avans için söz verdim.

OTTİLİE — Altın saatini giderler bölümüne yazabilirsin.

EGLI — Teşekkür ederim.

OTTİLİE — Ama avans senin kesenden gider. Kurtarmaya bak …

EGLI — Gereği yok, hanımefendi. Nasıl olsa çeki bizim bankaya yazdım. Gelip almaya kalkışırsa başına geleceği kendisi düşünsün.

OTTİLİE — Aslan Egli, vefalı Egli, haydi kal sağlıcakla. (OTTİLİE soldan çıkar; EGLi'de ardından)

(Perde açılır, BÖCKMANN'm yatak odası. Geri planda kocaman, renkli camlı bir pencere, BÖCKMANN'n yattığı yatak, sahne önünde, sağdadır. Başucu seyircilere doğrudur. Öyle ki seyirciler, yalnızca, BÖCKMANN'ın acıdan karyola demirlerine sımsıkı kenetlenmiş ellerini görürler. Yatağın sol yanında bir sandalye, başucunda bir komodin vardır. Sağ geride bir masa. Soldaki kapıdan, papaz kılığına bürünmüş BEŞİNCİ FRANK girer, can çekişmekte olan arkadaşına doğru yaklaşır)

BÖCKMANN — Çok şükür, yetiştiniz, muhterem peder.

BEŞİNCİ FRANK — Böckmann, benim! Ben, Frank, senin en yakın dostun. (Usulca kapıyı kapatır)

BÖCKMANN — Ah, bu sancılar, dayanamıyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Dayan.

BÖCKMANN — Korkuyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Korkma.

BÖCKMANN — Ölüyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Metin ol.

BÖCKMANN — Hem en yakın dostum olduğunu söylüyorsun. Hem de buraya sahte papaz kılığında geliyorsun.

BEŞİNCİ FRANK — Bunu yapmak zorundayım, Böckmann. Benim Frank olduğumun anlaşılmaması gerek. Yoksa bu hepimizin sonu olur.

BÖCKMANN — Hepimizin sonu ha? Benim sonum geldi bile. Sen hangi kılığa istersen o kılığa gir, sahte papaz! Sen bu kılığa girmeyi de zorunlu buluyorsun, bütün öteki suçları işlememizi zorunlu bulduğun gibi. Oysa, bunların hiçbiri zorunlu değildi, sahte papaz. Hiçbiri, en küçüğü bile. Tek bir cinayet bile.

BEŞİNCİ FRANK — (Yatağın kıyısına oturur) Bak, Böckmann, dinle. Başka türlü davranamazdık. Bize kalan mirasın ne denli ağır olduğunu biliyorsun. Atalarımızın o usa sığmaz dalavereleri, dolandırıcılıkları bilmediğin şeyler değil. Bizim için başka çıkar yol yoktu. Bu yolu sürdürmemiz, aldatmamız, öldürmemiz gerekiyordu. Geri dönmek olanağımız yoktu.

BÖCKMANN — (FRANK'ın cübbesinden yakalar) Hayır, yalan! Her an, bu iğrenç yaşamımızın her noktasından geri dönebilirdik. Reddedilemeyecek miras yoktur. Kaçınılmaz suç yoktur. Hepimiz Özgürdük. Özgürlük içinde doğmuş, özgürlük içinde yaşıyorduk. (Bitkin, yeniden yatağa yığılır) Çekil, kalk, hadi. Bari ölüm döşeğimde rahat bırak beni. Pis, hortlak! Git, mezarına gir, sen. Papaz Moser'i bekliyorum ben. Neredeyse gelir.

BEŞİNCİ FRANK — (İrkilerek ayağa kalkar) Ne o, papaz mı çağırttın yoksa?

BÖCKMANN — Atalarım gibi ölmek istiyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Günah da mı çıkaracaksın yoksa?

BÖCKMANN — Evet, ruhumu kurtarmak istiyorum. Pişmanım. Bütün yaptıklarıma pişmanım. Bu dünyada çektiğim cehennem acısını öte dünyada da sürdürmek istemiyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Bak, Böckmann, Tanrı özünde bağışlayıcı ve yücedir. Tanrı'nın lütfu sonsuzdur. Tanrı bu denli büyük ve bağışlayıcı olduğuna göre senin artık günah çıkarmana gerek yok.

BÖCKMANN — Seni sahte papaz, seni! Tanrı'nın bağışlayıcılığından söz edebiliyorsun demek! Demek Tanrı adını utanmadan ağzına alabiliyorsun! Ya Tanrı beni bağışlamazsa! Ben kimseyi bağışladım mi ki! Hangi birine acıdım? Zavallı Herbert Molten'e mi? Öbürlerine mi? Günahlarıma bir son vermek istiyorum, anlıyor musun; ölüm bana son vermeden önce. İşlediğim bütün suçları, bütün günahları, senin gibi sahte değil, gerçek bir papaz kulağı duymalı. Kıyamet günü yüzüstü bırakılmak istemiyorum. Biri benim için şefaat etmeli. Benim bütün bu kirli işlerime bulaşmamış, Tanrı'dan benim için mağfiret dileme hakkına sahip iyi yürekli biri. (Soldaki kapıdan, elinde büyük bir çantayla. OTTİLİE girer. BEŞİNCİ FRANK ona doğru yürür.)

BEŞİNCİ FRANK — Neyse, geldin! Baksana, seninki papaz çağırmış!

OTTİLİE — Tahmin etmiştim.

BEŞİNCİ FRANK — Günah çıkarmak istiyor. Ortaçağ kafası.

BÖCKMANN — Her suçlunun günah çıkarma hakkı vardır. En eli kanlısının bile. Oysa siz bunu bile bana çok görüyorsunuz.

OTTİLİE — (Yatağın ayak ucuna doğru gider) Bak, sevgili Böckmann, sen hiç de suçlu bir insan değilsin. Düşünsene, tam tersine, tüm yaşamın boyu bir cocuk yuvası kurmak istedin. Ama koşullar elvermedi, yapamadın. Düşündüğünü gerçekleştiremedin.

BÖCKMANN — Ah, bu sancılar, dayanamıyorum.

OTTILIE — Dayan.

BÖCKMANN — Korkuyorum.

OTTİLİE — Korkma.

BÖCKMANN — Ölüyorum.

OTTİLİE — Metin ol.

BOCKMANN — Hak yolunun yolcusu papaz neredeyse gelir artık. Bütün suçlarımı haykıra haykıra söyleyeceğim. ona.

BEŞİNCİ FRANK — İşler karışacak, çok iyi biliyorum, işler bombok olacak.

OTTİLİE — Ya, demek papaz nerdeyse gelecek Sevgili Böckmann, çok sevgili Böckmann, bunu bize nasıl yapabilirdin? Bize, senin en iyi dostlarına? Seninle bir yaşam boyu, bütün mutluluk ve mutsuzlukları paylaşmış olan bizlere? Şu anda ölüm döşeğinde, ölümsüzlükle karşı karşıya bulunuyorsun. Ama sen kalkmış, papaz çağırmak gibi bağışlanmaz bir günah işliyorsun. Ayıp.

BEŞİNCİ FRANK — Bir de babamı düşünüyorum, Can verirken bile ölüme öylesine meydan okuyan kahkahalar atıyordu ki Allah var, ölmek dediğin böyle olur, Böckmann.

OTTİLİE — Gerçekten de öyle, Böckmann. Hiç de dürüst bir tutum değil bu seninki. Hele bizler hiç de böyle bir davranışa hak kazanmamıştık. Günah çıkarmak! Kulaklarına inanamıyor insan. Dişandan kimsenin bizim çalışma yöntemlerimiz hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmaması gerekir. Bunu sen de çok iyi biliyorsun. Gerçi günah çıkarmanın bir gizliliği vardır, ama papaz da ne de olsa insandır. Herhangi bir yerde ağzından en ufak bir şey kaçırırsa başımıza gelecekleri düşünüyor musun? Neyse, tartışmayı bırakalım, bütün bunların üstüne bir sünger çekelim. (Yatağın başucuna gider, BÖCKMANN’ın terlerini siler) Şimdi senin acılarını dindirmeye çalışalım. Korkunç acılar olsa gerek. Sana bir iğne yapayım. Doktor Schlochberg yazdı. Frank, kapıyı sürgüle.

BEŞİNCİ FRANK — Peki, Ottilie, hemen. (sola doğru gider).

BÖCKMANN — Günah çıkarmak istiyorum. Her şeyi itiraf etmek istiyorum. Günahlarımın o korkunç yükünden ruhumu temizlemek istiyorum.

BEŞİNCİ FRANK — Kapıyı sürgüledim. (OTTİLİE, sağ gerideki masaya gider, şırıngayı hazırlar.)

OTTİLİE — Ne öyle ortalıkta kazık gibi dolaşıp duruyorsun? Bir şeyler yapsana. En iyi dostun bu senin. Bu dünyaya her an veda edebilir. Ona yardim et. Avut kendisini. Güzel bir sesin var. Baksana, adamcağız nasıl acılar içinde kıvranıyor.

BEŞİNCİ FRANK — Hay hay, Ottilie, tabii. (Yatağın üstüne oturur).
Gece
Karanlık, sonsuz gece
Ah, ne yaptım ben, ne
Dostumu neredeyse.
Götürdüm gömüte.
Çıkmadan hiç öne
Dayandı
Her güçlüğe
Adadı bütün vaktini
Benim işime.

BÖCKMANN — Yaşamımın her anında senden yüz çevirdim Tanrım. Ama, sen bana yardım et. Beni dostlarımın elinden kurtar. Ne olur, Tanrım, papaz yetişsin. Hak yolunun yolcusu gelsin artık.

OTTİLİE — Ne duruyorsun, Frank, ezgiler söylesene. Ruhuna biraz huzur sağlasana. (Elindeki şırıngayı özenle doldurur. FRANK ayağa kalkar).

BEŞİNCİ FRANK —
Gece,
Karanlık, sonsuz gece
Ah, ne yaptım ben, ne
Vereceğim kendi ellerimle
Dostumu gömüte.

BÖCKMANN — Günah çıkarmak ist… Bağışlan…

BEŞİNCİ FRANK —
Dolandırdım çok şeyler
Aparttım neler neler
Hep o uydurdu kitabına
Şimdi bir güven de olmadan
Yapacağım her şeyi tek başıma.

BÖCKMANN — Günah çıkarmak istiyorum. Günah çıkarmak. (OTTİLİE Şırıngayı havaya kaldırıp dikkatle inceler).

BEŞİNCİ FRANK —
Gece,
Karanlık, sonsuz gece
Ah, ne yaptım ben, ne
Verdim kendi ellerimle
Dostumu gömüte.

OTTİLİE — Tanrı sandığından da büyük, sandığından da yücedir. (Yatağın sağ yanma gider ve iğne yapmak üzere BÖCKMANN'ın kolunu kaldırır).

BEŞİNCİ FRANK —
İşte kandığım bu yüzden
Yorgundur, dinionsin, yardım et ona
Bizim için yaptı, o ne yaptıysa.
Şimdi aynı şeyi yap sen de ona.

(OTTİLİE iğneyi batırır; BÖCKMANN bağırır).

BÖCKMANN — Kulak ver sesine Tanrım. Ne olursun duy beni. Papaz gelsin Tanrım, papaz.

BEŞİNCİ FRANK —
Ah, arkadaşım, gittin bak
Daha horozlar ötmeden
Şimdi ortalık aydınlanacak
Ama olmayacaksın artık sen
Sabah bir cam gibi parlak
Sen çürümüş, kokmuş bir beden.

(BÖCKMANN ölür. OTTİLİE sağ gerideki masaya gider).

BEŞİNCİ FRANK —
Bir müdürdü
Şu ölü.
Kalkamaz artık ayağa
Para kokusu bile alsa.
Bıraktı şimdi
Artık her şeyi
Kalmadı gayrı
Tutkusu, bilinci
Oysa parayı bir severdi ki.
(Soldaki kapı vurulur).

BEŞİNCİ FRANK — Eyvah, papaz!

OTTİLİE — Çabuk yan odaya geç.

(BEŞİNCİ FRANK sol geriden çıkar. OTTİLİE gidin soldaki kapıyı açar).

OTTİLİE — Çok geç kaldınız, muhterem peder. Dostumuz Böckmann iki dakika önce son uykusuna daldı,

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License