10. Özgürlük Güzel Şey

10. ÖZGÜRLÜK GÜZEL ŞEY

(PAULI perde önüne çıkar, ortada ayakta durur)

PAULİ — (Kendi kendine) Öldürmek! Şimdi de öldürmem gerekiyor. Elimi kana bulamamı istiyorlar, bu kez de. Ama aldanacaklar. İstediklerini yapmayacağım. Boyun eğmeyeceğim onlara (Soldan HERBERT gelir)

HERBERT — Pauli!

PAULI – Kimsiniz siz?

HERBERT — Kim olursam olayım, önemi yok.

PAULI — Ne istiyorsunuz peki?

HERBERT — Benim hizmetime girmeni.

PAULÍ — Ne gibi?

HERBERT — Bankaya şantaj yapacağız.

PAULI — Ben hain değilim, yapamam.

HERBERT — (Yanına gelir) Neden yapamayacakmışsın? Nasıl olsa az sonra elin kana bulanacak. Başka yol yok senin için. Sözlerini dinlemeyenin başına neler getirdiklerini bilirsin. Hem, ölmektense öldürmek daha iyidir. Ot olacağına diş ol. Eninde sonunda boyun eğecek olduktan sonra, bana da boyun eğ bari. Sonunda sen de benden hoşnut kalacaksın, ben de senden.

PAULI — Hay, itoğlu it!

HERBERT — Anlaştık mı?

PAULİ — Anlaştık.

HERBERT — (Yanına yaklaşır) Şimdilik yapacağın iş, şu mektubu götürüp müdürün masasının üstüne koymak. Tamam mı? (Bir mektup uzatır. PAULI duraksar; bir adım atar, mektubu alır. HERBERT sağdan çıkar).

PAULİ — Tamam.

(Perdeyi aralayarak içeri girer. Perde açılır. FRANK Bankasında, uzun bir masanın çevresinde gece oturumu yapılmaktadır. Masa, önde, sahneye koşut olarak konmuştur. Soldan sağıa doğru; PAULI, SCHMALZ, KAPPELÉR, EGLI ve FRİEDA yer almışlardır. BEŞİNCİ FRANK ayağa kalkar).

BEŞİNCİ FRANK — Değerli meslekdaşlarım. Şu anda ne kadar az kaldığımızı içim parçalanarak görüyorum. Kırk yıl önce, rahmetli pederden şu bankayı devraldığımda personel sayısı yüzü aşkındı. Oysa şimdi topu topu altı kişiyiz. Ölüm, o acımasız ölüm kökümüze kıran düşürdü. Kuruma yürekten bağlı bir çok arkadaşımızı alıp götürdü. Geçen gün dė, değerli saymanımız yaşlı Haeberlin'i yitirdik. (Hepsi ayağa kalkarlar) Külleri rahat uyusun. (BEŞİNCİ FRANK'in bir işaretiyle hepsi yeniden yerlerine otururlar) Ne var ki, dostlarım, biz gecenin bu vaktinde ölülerimize ağıt yakmak için toplanmış değiliz burada. Hiç beklenmedik bir şey oldu. Bankanın tasfiyesi suya düşeceğe benzer. Müdürlüğe bir mektup geldi. Adını vermeyen biri hakkımızda her şeyi bildiğini söylüyor. Bir hafta içinde kendisine yirmi milyon vermezsek bizi polise fitleyecekmiş. (Susuş)

PAULİ — Vay, eşşoğlu eşşek vay!

SCHMALZ — Hemen toz olalım!

KAPPELER – Kaçış planlarımız zaten hazırdı.

SCHMALZ — Bankanın iki yüzüncü yıldönümünü beklemenin gereği ne! Duygusallığı bir yana bırakalım.

BEŞİNCİ FRANK — Kaçamayız, arkadaşlar. Adını vermeyen bu kişi, yalnız benim yalancıktan gömüldüğümü değil, karımı nereye yerleştireceğimi de biliyor. (Mektubu, PAULI, SCHMALZ ve KAPPELER’e uzatır)

SCHMALZ — Hay Allah kahretsin!

KAPPELER – Desene, herif benim Teneriffa'ya yerleşeceğimi de biliyor.

SCHMALZ — Benim de Kanada'ya göçeceğimi. (Mektubu geri verirler)

BEŞİNCİ FRANK — Şimdilik beklemekten başka yapacak şeyimiz yok, arkadaşlar. Şantaj yapanın kim olduğunu henüz bilmiyoruz çünkü. Öyle ki yabancı mı, yoksa içimizden biri mi? Yazık ki bu da olabilir. (Susuş)

SCHMALZ — Bunda bilinmeyecek ne var; Pauli'dir bu! Aramıza en son giren.

KAPPELER — Kim bilir, belki de sen, Schmalz.

EGLI — Doğrusu, ben daha çok senden kuşkulanıyorum, Kappeler. O gebe sevgilin varken. Baba olmak insanı para tutkusuna kaptırır.

KAPPELER — Ama, bay Egli…

BEŞİNCİ FRANK — Ortada olan tek şey var, arkadaşlar. Bu kavgada kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak. Sözü müdürümüze bırakıyorum. O, size ekonomik durumumuzu kısaca açıklayacak. Şimdi söz, yıllardanberi, büyük bir bağlılıkla, bıkıp usanmadan çalışan, düzmece saymanlığımızı düzenle yöneten arkadaşımız Böckmann'ın! (Oturur. BÖCKMANN alkışlar arasında ayağa kalkar)

BÖCKMANN — Sevgili arkadaşlarım, dostlarım! Bizden yirmi milyon isteniyor. Kötüsü gelirse bu parayı ödeyebilecek durumda olur muyuz? Üzülerek belirteyim mi, şantajcının başarı kazanabileceğini de göz önünde tutmak zorundayız. Sizlere, daha Dördüncü hatta Üçüncü Frank yönetiminden kalan borçlarımızdan söz etmek istemiyorum. Beş milyonu aşmakta bu borçlar. Kadınlar, kapatmalar saltanatının ağır bastığı bu yönetim kimi yıkıma götürmezdi ki! Şimdi yapılacak iş, yedek akçeye el atmak. Sevgili arkadaşlarım, bu yedek akçenin kırk milyonu bulması gerekiyordu. Oysa, bugün beş milyona güçlükle varıyor. Buna, bir de, iyi yürekli, zavallı Haeberlin'in vasiyet ettiği bir buçuk milyonu katalım. Bunun neden böyle olduğunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Saklanacak yanı yok. Hepimiz, birbirimizden gizli birer kasa anahtarı yaptırdık; ortak kasayı soyduk. İyi, güzel, para gitti. Ama şimdi yirmi milyon bulmamız gerek. Dürüst olalım. Apartılan bu paraların hepsi de harcanmadı ya.
Herkes kendi payını bir kıyıya koymuştur, nasıl olsa. Onun için tek bir çözüm yolu var, arkadaşlar. Hepimiz yiyemediklerimizi getirip namusumuzla ortaya koyalım. (Oturur)

KAPPELER — Ben beş para bile bir yana koyamadım,

SCHMALZ — Gülünç, doğrusu. Kazancımız ne ki burada zaten.

BEŞİNCİ FRANK — Şimdi, sözü, sevgili karıcığıma veriyorum. Bizim yürekli savaş arkadaşımıza, müdire Ottilie Frank'a! (Alkışlar. OTTİLİE, elinde bir not defteri, ayağa kalkar)

OTTİLİE — Arkadaşlar, biriktirdiğimiz paraları bir bir not ettim. Frank'la benim, Birleşik Bankalarda beş milyonumuz var. Bunun bir kısmı cari hesaplarda, bir kısmı da vadeli. Tahvil, senet gibi şeyler, vergi bakımından çok sakıncalı olabilirdi bizler için. Böckmann, Devlet Bankasına iki milyon yatırmış. Egli’nin Bölge Bankasında üç buçuk milyonu var. Frieda da aynı bankaya beş yüz bin yatırmış. Kappeler, bir milyonunu, Bankalar Birliği'ne, dört yüz binini de Ticaret Anonim Ortaklığına koymuş. Schmalzın, Para Bankasında sekiz yüz bini var. Pauli'ye gelince, dün kasadan çaldığı iki yüz bini henüz bir yere yatıramamış. Yatağının altında. Paralar beş gün içinde burada olacak, arkadaşlar! (Oturur)

BEŞİNCİ FRANK — Gizlice yapılan o anahtarlar da! (Susuş)

KAPPELER — Paraları geri mi getireceğiz yani?

SCHMALZ — Dişimden arnağımdan artırdığım paracıklan?

FRIEDA — Öylesine güçlükle ve ağır bedeller ödeyerek kazandığım paraları?

PAULİ — (Ayağa fırlar) Be namusu bütünler, ikiyüz bini geri vereceğim, ha? Ben? Sizin için işlemediği halt kalmayan? Kimin uğruna Haeberlin'i, o ihtiyarcığı öldürdüm ben?
Yeni Delhi'den Staehli
Paralarını çekmeye kalkışınca
El çabukluğu ile kendisini
Bendim atan otomobilin altına
Sizler kurtuldunuz ödemekten
O uçunca öbür dünyaya
Ama ben ödedim, ben
Bunu uykusuzluğumla.
(PAULİ yerine oturur)

FRIEDA — Hıh, uykusuzluk (Hepsi kahkahalarla gülmeye başlarlar)

OTTİLİE — (Ayağa kalkarak) Demek, bizim bu yavru uykusuzluktan yakınıyor, ha! Bak, oğlum, bir de ben, neler yaptıklarımı, neler çektiklerimi anlatayım da sen o zaman gör..
Manchester'li Lord Leicester
Mirasını istediğinde
Bankada titrerken ayaklar eller
Para olmadığından elimizde
Bendim yollayan adamı
Eşekler cehennemine
Sizler kurtardınız yakayı
Ama ben başladım morfine
(Yerine oturur.).

HEPSİ BİRLİKTE
Özgürlük güzel şey, eşsizdir, tektir
Yok oluverir ama elde etmek istersen
Yağlı kuyruk yakalamak tuzakta oturmak demektir
Kurtulmaya kalkışsan tuzak kapanır hemen
(KAPPELER ayağa fırlar.)

KAPPELER —
Kopenhag'dan Niels Magen
Bilançodan kuşkulandığı zaman
Zehirledim fare gibi hemen
Gitti kefene bile sarılmadan
Sizler rahatladınız böylece
Kuşkular sona erdi
Ama bu yüzden oldu bende
O korkunç bağırsak düğümlenmesi

(KAPPELER, EGLİ ayağa fırladığı için o da ayakta kalır.)

EGLI — Bağırsak düğümlenmesi! O da bir şey miymiş yani? Benimki yalnız bağırsak düğümlenmesi olsaydı, varımı yoğumu vermeye hazırdım.
Bay Glauser, Schaffenhausen'de
Belediye Meclisi üyesi
Kalkıp parasını istediğinde
Bir sandığa kapatıp kendisini
Limmat'a ben gönderdim
Siz kurtuldunuz, durum düzeldi
Ama ben geçirdim
O korkunç kalp krizini

(EGLİ ayakta kalır; çünkü SCHMALZ ayağa fırlamıştır)

SCHMALZ — Bak, Egli, ikide bir bana kalp krizinden söz edip durma. Bir de benimkini düşün, Keşke ben de…

FRIEDA — (Ayağa fırlar) Bak, Schmalz, benim Egli kendini parçalayıp duruyor. Hakçası, işinde ne gerekiyorsa onu yapıyor. Şimdi sen beni dinle, canikom. Kulağını aç, duyacağın çok şeyler var.
Westfalen'li Hans von Pahlen
Sizinle ortak çalıştığımı anlayınca.
Her türlü yararlandı benden
Караtіp saatlerce yatağa
Çok haindi o kart teke
Sustum, hiç ses edemedim
Bir şey olmadı sizlere
Oysa ben elektroşok geçirdim

(KAPPELER masadan sola doğru koşar).

KAPPELER — Al sana, şimdi de bizim orospu yakınmaya başladı.

EGLI — (Avaz avaz bağırarak) Kappeler!

SCHMALZ — (Sağa doğru koşarak) Hıh, elektroşok! Ufak bir elektroşok! O da bir şey mi yani? Bırakın efendim böyle kıvır zıvır şeyleri!
Scala Operası yıldızını
Orman içine sürükledim
Kezzap döküp yaktım zavallıyı
İnanın halâ yanıyor içim
Bahardı, hava sonsuz güzeldi
Nasıl oldu böyle bir işe girdim
Mücevherler size geldi .
Bense erkekliğimi yitirdim.

EGLİ — (SCHMALZ’a saldırır) Sus be ulan! Senin erkekliğinden kime ne? Allah kahretsin, seni de, erkekliğini de! Kimi ilgilendirir bu?

SCHMALZ – Beni! Beni ilgilendirir bu, bay Personel Şefi, beni! (EGLI’ye saldırır)

OTTİLİE - Susun be! Ne oluyorsunuz? Toplantının canına okudunuz. Oturun yerlerinize.
(Herkes yerine oturur. Alçak sesle “Özgürlük Türküsü”nü okurlar).

HEPSİ BİRLİKTE
Özgürlük güzel şey, eşsizdir, tektir
Yok oluverir ama elde etmek istersen
Yağlı kuyruk yakalamak tuzakta oturmak demektir
Kurtulmaya kalkışsan tuzak kapanır hemen

BÖCKMAN — (Ayağa kalkar)
Olten'li Herbert Molten
Görmek isteyince defterleri
Alıp bodruma hemen
Bitiriverdim işini
Dinlemedim hiç gözyaşını
Tanrı bağışlasın günahlarımı

BEŞİNCİ FRANK — (Ayağa fırlar) Yeter be! Utanmıyor musunuz? (BÖCKMANN, ürkmüş, yerine oturur).
Bütün bunlar incir çekirdeği bile doldurmaz.
Öylesine basit, önemsiz şeyler.
Bu yakınmalar, bu sızlanmalar
Benim acim yanında hiç kalırlar
Çünkü ben Goethe’ye boş verdim
Mörike'ye sırt çevirdim
Daldım banka işlerine
Şimdi bu pisliklerde boğuluyorum
Sizin bedeniniz acı çekiyor sadece
Benimse hem bedenim, hem ruhum

HEPSİ BİRLİKTE — (Öfkeli, “Özgürlük Türküsü"nü söylerler).
Özgürlük güzel şey, eşsizdir, tektir
Yok oluverir ama elde etmek istersen
Yağlı kuyruk yakalamak tuzakta oturmak demektir
Kurtulmaya kalkışsan tuzak kapanır hemen.

EGLİ — (Ayağa fırlar, soldaki duvara doğru yürür).
Çok acınacak durumdasınız, efendiler. Konuşanlar sizlere hep dostlarım, sevgili meslekdaşlarım filan deyip durdular. Bu, banka yönetiminin bileceği bir iştir. Beni ilgilendirmez. Ciğerinizi tanıyan Personel Şefiniz olarak, ben böyle bir numaraya yatmam. Hepiniz haydutsunuz ve mesleğin niteliği gereği haydut kalmak zorundasınız. Onun için ben sizinle anlıyacağınız bir dille konuşacağım. (Çift tabanca çeker. PAULİ, SCHMALZ ve KAPPELER, ellerini yukarı kaldırırlar) Beş gün içinde paracıklarınızla tıpış tıpış bana geleceksiniz! Bu kadar, Ondan sonra yeniden sıkı bir çalışma başlayacak. Bütün paralar geri gelse, gene de yedi milyon açığımız kalacak. Bunu sağlamak için bütün kenti soymak gerekse, soyacağız. Paracıklarıyla kaçmaya falan yeltenen sakın olmasın. Sakın kimse banka yüksek yönetimini güç durumda bırakayım demesin. Kendini eşekler cennetinde bulur. Biraz görev duygusu, haydutlar! Biraz dayanışma, soyguncular! Biraz sorumluluk bilinci, katiller! Yoksa hepinizin karnını kurşunla doldururum.

FRIEDA — (Ayağa fırlar) Ben paramı vermiyorum, Egli!

EGLİ — (Şaşırmış, tabancayı indirir) Frieda!

FRIEDA — Yıllardır şu meret banka işini bir tasfiye edelim diyoruz. Ama her defasında yeni bir güçlük çıkıyor. Şimdi de şu şantaj işi çıktı karşımıza. Ama o da, gerçek mi değil mi, kim söyleyebilir?

BEŞİNCİ FRANK — Aman, bayan Frieda!

BÖCKMANN — Şantajcının mektubu ortada!

FRIEDA — Bu mektubu bal gibi Banka Yönetimi de yazmış olabilir. Bizi bankaya sımsıkı bağlamak için. Kim ne yaparsa yapsın! Ben yokum bu işte! Benden paso! Bıktım usandım artık! Beş yüz binim olduğu yerde kalacak; Bölge Bankasının kasasında!
(Yerine oturur. Herkes BEŞİNCİ FRANK’ın yüzü ne bakar).

BEŞİNCİ FRANK — Sen konuş, Ottilie.

OTTİLİE — (Yavaşça) Gene mi ben! (Ağır ağır ayağa kalkar; buz gibi soğuk bir dinginlikle)
Demek bizi bu dar günümüzde yalnız bırakıyorsunuz, bayan Frieda! Üstelik bizi dalaverecilikle suçluyorsuruz. Açık konuşacağım. Sizin iç dünyanız bizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Ben, yalnız meslekteki yetenekleriniz üzerinde konuşacağım. Meslek bakımından yetenekleriniz yeterli değil. Önce Schlumpf sorununa değineceğim. Herifçioğlundan beş bin yerine ancak üç bin getirdiniz bize. Hem de olmayacak bir gerekçeyle. Neymiş efendim, adamın anacığı hastaymış da, yok efendim fiyat dalgalanmalarından zarar görmüşmüş de… Sonra, şu maden mühendisinden topu topu iki bincik koparabildiniz. Özür olarak ileri sürdüğünüz de adamın ciğerlerinden rahatsız olması. Bunlar yalnızca iki küçük örnek. Daha yığınla sayabiliriz. Bu böyle sürüp gidemez. Duygululuğunuzun bize büyük zararları dokunuyor, bayan Frieda.

FRİEDA — Bayan Ottilie Frank. Ben yirmi iki yıldan beri…

OTTİLİE — (Korkutucu bir sesle) Evet bayan, biliyorum, yirmi iki yıldan beri bizim bu işimiz arasında siz de orospuluğunuzu yapıyorsunuz. Ama övünülecek bir yani yok bunun. Üzgünüm, ama söylemek zorundayım. Bizim artık size değil, bir tazeye ihtiyacımız var. Bunun için çoktan ilan verildi bile. (Yerine oturur; susuş)

FRIEDA — (Ayağa kalkar; sakın ve kararlı) Bayan Frank! Bu bankada işten çıkarılmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Siz beni öldürtmek istiyorsunuz; tıpkı bankanın işine yaramaz duruma gelmis bütün ötekiler gibi. Benim de bodrumdan yolum geçecek demek, bayan Frank. Ben sizin gibi bir kadın değilim; bir hanımefendi değilim ben. Şimdiye dek ne yaptıysam sevme uğruna yaptım. Egli ile evlenmek istiyorum. Tutup yaşımı yüzüme vuruyorsunuz. Doğru, kırk yaşındayım. Onun için artık tek saatimi bile çalmanızı istemiyorum. Evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum çünkü. Egli'ciğimle sıcak bir yuva kurmak istiyorum. Ötekilere yaptığınızı bana da yapabileceğinizi sanıyorsunuz. Ama çok yanılıyorsunuz, bayan Frank, çok. İşiniz ve paranız dışında bir şey bildiğiniz yok sizin. Şimdi, burada, sevmenin gücünü öğreneceksiniz. Egli beni koruyacak, bayan Frank. Tehditleriniz bana vız gelir. (Oturur. Susuş)

OTTİLİE — Frank, toplantıyı dağıt.

BEŞİNCİ FRANK — (Ayağa kalkar) Toplantı bitmiştir, Baylar.
(Ötekiler de ayağa kalkarlar. BEŞİNCİ FRANK koluna girerek, OTTILIE'yi sol geriden dışarı çıkarır. Ötekiler de onları izlerler. Yalnız FRIEDA, masanin sağ başındaki yerinde oturmuş olarak kalır. EGLI ise yavaşça masanın sol ucuna oturur. Böylece, ikisinin ortasında kocaman, uzun masa kalmıştır),

FRIEDA — Nasıl da ağzının payını verdim. Yüzü kireç gibi kesildi. Giderken sendeliyordu. Nasıl?

EGLI — Bilmem ki, Frieda.

FRIEDA — Kaçmamız gerek, Egli. Hem de derhal. Bu kentten, bu yerden, bu ülkeden başımızı alıp gitmeliyiz. Uzaklara, bir yerlere, nereye olursa olsun. Paramız da var nasıl olsa.

EGLİ — Bak, Frieda

FRIEDA — Biribirimizi seviyoruz Egli. Kaçmazsak yaşamam tehlikede benim. O korkunç bodrumada öldürürler beni.

EGLI — Bütün bunlar hep kuruntu Frieda.

FRIEDA — Ama ötekilerin hepsini öldürdüler.

EGLİ — Şu sırada bankayı yüz üstü bırakamam, Elveda. Ne olur bunu anla. İşler gerçekten bir dar bo·ğaza girdi. Allah kahretsin.

FRIEDA — (EGLİ'ye sabit bakışlarla bakar) Sen bankadan mı yanasın yoksa?

EGLI — Bak, Frieda, şunu anlamaya çalış…

FRIEDA — Benimle kaçmak istemiyor musun yoksa?

EGLİ — Biliyorsun, Frieda. Heyecanlanmamam gerek benim. Beni güç durumda bırakma.

FRIEDA — (Solumaktan bile çekinerek) Hangi konuda güç durumda bırakıyorum seni, Egli?

EGLI — Ne demek istediğimi çok iyi anlıyorsun (sakince bir tavırla) Bak, gördün mü, ilaç almak zorunluğunu duydum. (Bir şeker alur, üstüne sayarak birkaç damla ilaç damlatır).

FRIEDA — (Durumu Kavrayarak) Evet. Anlıyorum.

EGLİ — Bu, olmalı Frieda..

FRIEDA — Bağışla. Seni heyecanlandırdım.

EGLİ — Bana da çok güç geliyor bu, Frieda. Gerçekten.

FRIEDA — Bodruma mı?

EGLİ — Evet, her zamanki gibi.

FRIEDA — Hemen mi?

EGLI — Bir kaç dakika sonra.

FRIEDA — Birden ürperdim. Soğudu. burası.

EGLI — Sabah oldu da ondan. (Ayağa kalkar)

FRIEDA — Bir dakika. Biraz boyanayım. (EGLI bekler. FRIEDA çantasından banka cüzdanını çıkarır. Masanın üzerinden EGLI'ye doğru sürer) Al. Banka cüzdanım.

EGLI — Teşekkür ederim, Frieda, (Cüzdanı alır)

FRIEDA — (Ayağa kalkar) Haydi, inelim bodruma artık. (Birlikte sağ geriden çıkarlar)

Unless otherwise stated, the content of this page is licensed under Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 License